The Apartment (1960)

İlk film incelememi 1960 yılı yapımı “The Apartment” filmiyle yapmayı düşündüm. Filmin Türkçe çeviri ismi film hakkında ipucu vermekle beraber, pek nahoş olmayan bir film izlenimi verebilmekte bizlere. Türkçe ismi filmimizin “Garsoniyer”.

Zaten şu filmlere Türkçe isim verme olayına sonuna kadar karşı olduğum için böyle efsane bir filme böyle bir isim verilmesini yadırgadığımı söylemek zorundayım.

 

İlk olarak sizlere film hakkında teknik bilgileri vermeyi uygun gördüm. Filmin yönetmeni 1959 yapımı Marilyn Monroe’nun oynadığı “Some Like It Hot” isimli filmi de yöneten 6 Oscar ödüllü Billy Wilder. Kendisi 2002 yılında 95 yaşında iken bu dünyadan göçmüştür. Arkasında efsane filmler bırakarak.

billy wilder

Bir filmin olabilmesi için en temel şey senaryosudur. The Apartment filmimizin senaryosunu yönetmen Billy Wilder ile beraber I.A.L. Diamond yazmıştır. I.A.L. Diamond,Billy Wilder ile The Apartment filmi senaryosuyla en iyi senaryo oscar ödülünü kucaklamıştır. Kendisi 1988 yılında ölmüştür.

IAL-Diamond

Gelelim filmin oyuncularına. Asıl kahramanımız olan C.C. Baxter’i karakterini Jack Lemmon canlandırmıştır. İki oscar sahibi olan Jack Lemmon tahmin edebileceğiniz üzere Some Like It Hot filminde de oynamıştır önceden. Jack Lemmon 2001 yılında ölmüştür.

Apartment-Lemmon

Bayan ana karaterimiz Fran Kubelik’i Shirley MacLaine oynamıştır. Oscar ödüllü 1934 doğumlu Shirley MacLaine halen hayattadır.

shirley-maclaine

Yardımcı rolde oynayan Fred MacMurray ise Jeff D. Sheldrake karakterini canlandırmıştır. Kendisi 1991 yılında ölmüştür.

fred macmurray

The Apartment filminin süresi 125 dakikadır. Siyah beyaz çekilmiştir. IMDB sitesinde 8.4 oy ortalaması ile en iyi 250 film listesinde kendisine 97. Sırada yer bulmuştur. Yani ilk 100 dedir. 1961 yılı Oscar Ödüllerinde 10 dalda aday gösterilip, 5 Oscar ödülü kazanmıştır.

 

The Apartment

The Apartment

 

Teknik detaylardan sonra bu filmin konusunu üstün körü anlatmaya çalışacağım sizlere. Sonrası sahne incelemeleri olacak.

C.C. Baxter New York’ta yaşamaktadır. Yaşam Sigorta isimli bir şirkette Prim Hesaplama bölümünde çalışmaktadır. Bu kalabalık New York şehrinde Baxter bekar hayatı yaşamaktadır. Bunun  zorluklarını fazlasıyla çekmektedir. İşinde çok çalışkandır. Ama terfi alması başka şeylere bağlıdır. Şefleri kaçamakları için Baxter’in dairesini kullanmaktadır. İşinde yükselmeyi isteyen Baxter mecburen dairesinin anahtarını şeflerini vermektedir. Bu durumu kontrol altına almak isteyen Baxter kendisini ilginç olaylar içerisinde bulur. Ve filmin sonunda kendisini bir seçim yapmak zorunda bulur.

 

Yazının bundan sonrası film hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir. İzlemeden okumak istemeyebilirsiniz.

 

Filmin açılış sahnesinde Baxter New York şehri ve çalıştığı şirket hakkında bizlere bilgiler vermekte. Yaşam Sigorta denilen şirketin çok büyük olan Plazası gözlerimizin önüne serilmekte. Baxter bu binada 31,259 kişinin çalıştığını ve kendisinin 19. Katta olduğunu anlatmakta.  Sonrasında C.C. nin açılımını söylemekte. Calvin Clifford. Ama arkadaşları ona “Bud” diye hitap ederlermiş.

sahne 1

Filmin devamında Baxter’ın düştüğü aciz durumlar izlenmektedir. Evinin anahtarını şeflerine verişi ve bu yüzden geceyi dışarıda geçirmesi. Kapı komşusu Dr. Dreyfuss’un geceleri duyduğu sesler yüzünden Baxter’ı tam bir Kazanova sanması. Ve Baxter’dan öldükten sonra bedenini çalıştığı akademiye incelenmek üzere bağışlamasını istemesi gibi ilginç bir isteği. Ve Baxter’ın durumunu kimseye anlatamaması yüzünden sahte Kazanova numaraları yapması. Hatta bir geceyi parkta geçirip ertesi gün işyerinde nezle olarak salya sümük dolaşması. Yani terfi için evi varken sokakta kalması ilginçliği.

sahne 2   sahne 3

Bu zavallı Baxter evini iş yerinden 4 kişiyle paylaştığı için bir sekreter gibi çetele tutmaktadır. Pazartesi şu, Salı şu, Çarşamba bu. Ayarlamalar yapmak zorunda kalmıştır bu kişilere hayır diyemediği için.

sahne 4

Bu arada Baxter iş yerinde asansör kızı olarak çalışan Fran Kubelik’ten hoşlanmaktadır. Asansör kızı olayı asansörde bekleyip yukarı aşağı giderken düğmelere basan görevli demek oluyor.  Film New York’un ahlaki değerlerini de sorgulamakta. Karılarını aldatan erkekler. Yozlaşmış ilişkiler. Değer yargıları. Öyle ki bir sahnede evini kullanan iş yeri arkadaşı Kubelik’i tüm çabalarına rağmen tavlayamadığını ve bunu deneyen diğer kişilerin de başaramadığını belirtiyor. Bizim saf Baxter da belki de gerçekten namuslu bir kızdır diyor ve arkadaşı onla alay ediyor.

sahne 5

Evini arkadaşlarıyla paylaşan Baxter’ın bu durumu sonunda terfisini verecek amir olan Jeff D. Sheldrake’ın kulağına gidiyor. Baxter amirden azar işiteceğini sanıyorken ilginç bir teklif alır amirinden. Ver evinin anahtarını sonra kaparsın terfiyi. Burada ahlaki değerlerin iş ahlakının ne kadar bozulmuş olduğu gözler önüne geliyor tekrar. Çalışsan ne fayda. Bana yararın varsa yükselirsin düşüncesi.

sahne 6

Ve bilin bakalım Sheldrake’nin Baxter’in evine götüreceği metres kim? Tabiiki de Fran Kubelik. Bizim Baxter’in namuslu sandığı asansörcü kız. İşin ilginci Sheldrake, Baxter’a anahtara karşılık iki kişilik muzikal bileti verir. Baxter bu muzikale bayan Kubelik’i davet eder. Önce biriyle buluşacağım diyen Kubelik kabul eder ama gelmez. Muzikal binası önünde ağaç olurken bizim Baxter, Shaldrake bayan Kubelik’i Baxter’in dairesine götürür. Shaldrake’e kızan Kubelik aynasını kırar ve dairede unutur.. Bunu bulan Baxter aynayı geri verir Shaldrake’e. Ama sonrasında aynayı Kubelik de görünce jeton düşer Baxter’ın.

sahne 7       sahne 9

Bence en güzel sahnelerinden biri bu. Aynayı Baxter’ın tanıma sahnesi. Kahramanımızın değişen surat ifadesi bir şeyleri anlatıyor bizlere. Kubelik’e anlatmasa bile. Bu arada Baxter terfisini alıp kendi odasına yerleşmiştir.

sahne 10

Noel zamanı olduğu için bir cümbüş vardır New York’ta. Ve yalnız bir adam Baxter. Bir barda tek başına. Bardaki diğer yalnız bayan onu tavlamaya çalışır. Bu arada Shaldrake yine Kubelik’i bizim meşhur daireye götürmüştür.  Shaldrake Kubelik’e noel hediyesi alamadığını söyler. Ona zarf içinde 100 dolar verir istediğini alması için. Ne kadar berbat bir şey değil mi? Kubelik zaten ondan önceki metreslerine de aynı şeyleri söylediğini öğrenince Shaldrake’den ayrılmak ister. Ama Shaldrake kabul etmez.  Kubelik’te evdeki uyku ilaçlarını alıp intihar eder.

sahne 11    sahne 12

Bardan edindiği kız arkadaşla evine dönen Baxter yatağında uyuyan Kubelik’i görünce afallar. Ve getirdiği kadını evden gönderir. Doktor komşusu ile Kubelik’i iyileştirmek için çabalamaya başlar. Bu arada intihar notunu da alıp saklar. Sonrasında baktığında intihar mektubunun içinde sadece 100 dolar olduğunu görecektir.

sahne 13     sahne 14

Filmin devamında Baxter’in dairesinde Kubelik ile geçirdiği zaman anlatılıyor. Kubelik’e Baxter’ın daha çok aşık oluşu. Kubelik’in eniştesi onu Baxter’in evinde bulunca Baxter’a yumruğu indiriyor. Çünkü Baxter ben onun sevgilisiyim diyor.

sahne 15    sahne 16

 

sahne 17

Bu arada Shaldrake’nin sekteri karısına her şeyi anlatıyor. Shaldrake evini Kubelik için terk ediyor.

Baxter bir terfi daha alıp en genç yaşta bu pozisyona gelen kişi oluyor. 27. Kat. Shaldrake’nin ofisinin yanı.

İşte en iyi sahnelerinden filmin. Shaldrake’e Baxter  “ Artık benim de param var. Mevkiim de var. Bayan Kubelik’i elinizden alacağım” demeye hazırlanırken, Shaldrake evi terk ettiğini eve Kubelik ile evleneceğini söylüyor. Ve meşhur anahtarı istiyor Baxter’den. İşte burada bu kadar bu pozisyon için debelenen ve dairesini garsoniyer olarak kullandıran Baxter’den bir kabullenmiş beklerken, başka bir şey yapıyor. Evet anahtarı veriyor ama iş yeri odasının tuvalet anahtarını. Shaldrake yanlış anahtarını verdin deyince:” Oraya kimseyi götürmenize müsaade edemem artık. Hele ki bayan Kubelik’i götürmenizi”

sahne 18    sahne 19

İstifasını veren Baxter evine dönüp  başka şehre gitmek eşyalarını toplarken  Kubelik’te Shaldrake ile bir eğlence mekanındadır. Kubelik için evini terk ettiğini söyleyen Shaldrake anahtarı Kubelik için istediğinde Baxter’in özellikle onun için vermediğini ona söyler. Kubelik durumu anlar ve soluğu Baxter’in yanında alır.

sahne 20    sahne 21

Filmin sonunu da izlemesi sizlere kaldı.

Sahne sahne inceleme filmi kitap gibi anlatmak gibi olduysa da önemli detaylar hala filmde saklı. Film için düşüncem. Çok çok iyi. Bir insanın iş kariyeri için çektiği cefalar. Yalnızlığı. Bir kadını sevmesi. Onu çok temiz sanması. Öyle olmaması. Ama onu tanıdıkça daha da bağlanması. Ve sonunda onun için çabaladığı şeylerden vazgeçebilmesi. Hem de elde etmişken.

Film bunun yanı sıra o zamanlar ki New York yaşamını da göze seriyor. Karmaşık ilişkiler. Bir yerlere gelebilmek için bir takım bedeller ödemek. Ve bunun içerisinde kısmen de olsa saf kalabilen kişilikler. Yıllar geçse de bunlar değişmiyor. Halen 60 ların New York’unda anlatılan bu olaylar günümüzde de yaşanmakta.

The Apartment eski bir film de olsa bu nedenle güncelliğini ve izlenebilirliğini koruyor. Zaman ve mekan değişiyor sadece. Olaylar aynı kalıyor.

Düşünüyorum da kaçımız Baxter’in yaptığını yapardık? Cevabını kesin olarak bulamayacağımız şey bu…

 

Sabri KURBAN

Bir cevap yazın